Üsküdar Üniversitesi Çevre Sağlığı Başkanı Ahmet Adillerle Su Krizine Dair Derinlemesine Değerlendirme
Birinci elden görüşlerle, su krizinin sadece çevresel bir meseleden ibaret olmadığını ortaya koyan Üsküdar Üniversitesi Çevre Sağlığı Program Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, kuraklık ve yükselen sıcaklıkların su talebini nasıl uçurum haline getirdiğini aktardı. Geçen yaz yaşanan kuraklık ve değişen yağış düzeni, suyun güvenli ve erişilebilir kalması için gerekli olan adımları daha da kritik hâle getiriyor; çünkü su güvenliği, halk sağlığı, gıda güvenliği ve ekonomik istikrar için hayati bir konudur.
Adiller, Dünya nüfusunun dörtte birinin güvenli ve temiz içme suyuna tam erişim sağlayamadığını hatırlatarak, bu durumun hastalık risklerinde artış ve hijyen koşullarında bozulmaya yol açtığını belirtti. DSÖ verilerine göre, her yıl milyonlarca insanın bu nedenle yaşamını yitiriyor. Özellikle çocuklar, yaşlılar ve kronik hastalıkları olanlar bu süreçten daha ağır etkileniyor.
Sanayi ve tarım alanlarında suyun büyük bölümünün kullanılması, su sıkıntısını günlük yaşantının ötesine taşıyor. Adiller, tarımsal üretimin düşmesi ile gıda fiyatlarının artması ve ithalata bağımlılığın artması olasılığını işaret etti. Aynı zamanda sanayi süreçlerinde su temini zorlukları, üretim maliyetlerini yükselterek ekonomide olumsuz etkiler doğuruyor.
Coğrafyamızda da su sıkıntısının yaygın olduğunu vurgulayan Adiller, Akdeniz ve Ortadoğu’nun iklim değişikliğinden en çok etkilenen bölgeler arasında bulunduğunu söyledi. Bu nedenle vatandaşların tüm yıl boyunca suyu korumaya ve tasarruflu kullanmaya yönelmesi gerektiğini vurguladı. Örneğin, bir kişinin günlük doğrudan su tüketimi yaklaşık 200 litre olsa da dolaylı tüketimi 4 bin litreyi aşabilir. Bir akıllı telefonun üretiminde bile 12 binden fazla litre su kullanıldığına dikkat çekti ve tüketim farkındalığının artmasının tasarruf açısından kritik olduğuna işaret etti.
Kaynaklar azalıp ekosistemler zarar görüyor diyen Adiller, su krizine karşı alınacak önlemler olmadan ülke çapında çevresel ve ekonomik sapmaların artacağını ifade etti. Su kaynaklarının azalması, tarım ve sanayideki faaliyetleri sekteye uğratarak istihdam, enflasyon ve toplumsal refah üzerinde geri dönülmesi güç etkiler doğurabilir.
Bazı barajlarda su seviyelerinin düşmesi, krizin somut göstergelerinden biri olarak gösteriliyor. İçme suyu için altyapı yatırımlarına hız verilmesi, yerel yönetimlerin ve sivil toplumun bilinçlendirme çalışmalarını güçlendirmesi gerektiğini belirten Adiller; eğitim kampanyaları, tasarruf teknikleri ve toplumun su yönetimine katılımını süreçlerin merkezine koymanın önemini vurguladı. Dönemsel olarak göllerdeki su seviyelerinin düşüşünü örnek göstererek, iklim değişikliği, artan nüfus ve yanlış su politikalarının bir araya gelmesiyle sürdürülebilir su yönetiminin artık bir tercih değil, zorunluluk olduğunu söyledi. Bugün atılan adımlar, yarının su kriziyle mücadelede belirleyici olacaktır.