Denemeye Dair Aktarımlar: Nabi Avcı ile Söyleşi ve Deneme Türünün İçsel Yapısı
Aykut Ertuğrul’un sunumunda Nabi Avcı’nın katılımıyla her ay farklı düşünce ve kavramların izini süren Peyam-ı Garb, Zeytinburnu Kültür Sanat’ta devam ediyor. 13 Ocak Salı akşamı saat 19.30’da başlayan programda Mustafa Aplay’ın “Enis Batur ile Türk Denemesi Üzerine” kitabından hareketle bir sohbet gerçekleştirildi.
Peyam-ı Garb söyleşileri, değişik konuların ve merkezlerin etrafında sürdürülüyor. Bu ayki sohbet, deneme türü ve Türk denemesine odaklandı. Zeytinburnu Kültür Sanat’ın ev sahipliğinde 13 Ocak Salı akşamı başlayan oturum, katılımcılarıyla buluştu.
“Denemenin vazgeçilmez özelliği, tanımlanamaması.” cümlesiyle öne çıkan tartışmada Nabi Avcı, deneme türünün tanımıyla ilgili şu görüşleri paylaştı: “Denemenin en belirgin ve vazgeçilmez özelliği, tanımlanamaz olmasıdır. Roman, şiir ve eleştiride belli tür ölçütleri akla gelir; bu türler, kendi içlerinde farklı varyantlar sunsa da, her birinin temel bir omurgası vardır. Deneme ise böyle bir omurgaya sahip değildir ve bu özelliği, onu deneme okurları ve yazarları için daha çekici kılar. Her denemeci, bu akış içinde kendi makamını kurabilir.”
“Deneme, hayata çakıntılarla dokunur.” Avcı, denemenin işlevine dair düşüncelerini şöyle özetledi: “Deneme, gündelik hayatımızda kaçırdığımız pek çok rengi, kokuyu ve tadı bir çakıntı halinde karşımıza getirir. Çakıntı kelimesini özellikle kullanmayı tercih ediyorum; bu ifade, birçok zihinsel süreç ve durumu açıklamaya yeter. Necip Fazıl’ı örnekleyelim: sistematik bir düşünür olarak görünmese de, yazılarındaki ve konuşmalarındaki zekâ, sistemli bir evcilleştirmeye tabi tutulmamış bir çakıntı olarak okunur. Deneme, tam da böyle çakıntılarla dokunur; dokunduğu şey bir anda parıldar. Siz de yazarların ve düşünürlerin söylemlerinin ötesinde bu öznenin başka bir yönünü fark edersiniz.”
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı