Dijital Çağda Felsefenin Sözü: Yapay Zeka ve Sorumluluk Ruhu

Default post image
Tepki Ver

Üsküdar Üniversitesi Felsefe Bölümü Başkanı Prof. Dr. Çiğdem Yazıcı, Dünya Felsefe Günü vesilesiyle dijital çağda felsefenin etkisini vurguladı. Felsefe, farklılıkları birlikte düşünme yetisini güçlendiren bir çağrıdır ve UNESCO’nun bu günün felsefeyle ilgilenen herkesin ortak mirası olduğuna işaret ettiğini belirtti. Prof. Yazıcı, Dünya Felsefe Günü’nün yalnızca kendimizi anlamakla sınırlı kalmayan, farklılıkları kabul edip onların birlikte nasıl düşünüleceğini öğreten bir platform olduğunu ifade etti.

Dijital çağda düşünme ve sorgulamanın anlamı değişti mi? Dijitalleşmenin yaşamı kolaylaştırdığı bir gerçek olarak karşımızda duruyor; yapay zeka sayesinde geniş veri yelpazesine hızla erişip bu verileri analiz etmek mümkün. Ancak bu süreç, kendi yaşamlarımız ve varoluşumuzla ilgili temel soruları sormaya ve bu sorulara kişisel kararlarla yanıt aramaya olan sorumluluğumuzu ortadan kaldırmıyor. Eleştirel düşünce, kendi ve başkalarının dünyasına dair içten merak ve sorgulamayı gerektirir; bu, yapay zekanın kapsama alanının ötesindedir. Bu nedenle dijitalleşme, düşünmenin önemini hiçbir zaman azaltmadı; aksine, ona olan ihtiyaç ve aciliyet büyük ölçüde arttı.

Teknolojinin dönüştürücü gücü, insanın dünyayı yorumlayıp dönüştürme çabasının bir parçası olarak ortaya çıktı. Teknoloji, bu dönüştürme sürecinin bir aracı olmakla birlikte kendi başına yanıt veremeyecek soruları da gündeme getirir. Günümüzdeki savaşlar, hammadde ve iklim krizleri gibi sorunlar, felsefi düşüncenin önünü açarak yeni ufuklar kurmayı gerektirir; bu, teori ile pratiğin birleşebileceği bir çerçeve sunar.

Yapay zeka felsefesi olarak adlandırılan alan, yapay zekanın yaşamlarımıza etkileri üzerinden ahlaki ve pratik soruları inceler; insan zihni ile makineler arasındaki ilişkiyi ve bu ilişkilerin getirdiği tartışmaları ele alır.

Yakın gelecekte bilinçli bilgisayarlar yaratmanın zorlukları üzerine konuşan Prof. Yazıcı, zekayı sorun çözme kapasitesiyle tanımlarken bilincin kendine özgü hissetme ve kendi varlığının farkında olma becerisi olduğunu vurguladı. Yapay zekanın bu tür bir içsel yaşantıyı kazanması, mevcut bilimsel bilgiyle sınırlı olduğumuz için hemen mümkün görünmüyor. İlgisini sürdürenler, Yuval Noah Harari’nin 21. YY Dersleri adlı eserine başvurabilirler.

İnsan ürünü fikirlerin yeni bir felsefeyi doğurması konusuyla ilgili olarak Yazıcı, yapay zekanın insan ürettiklerinden yola çıkarak yeni bir felsefi çerçeve kurabileceğini belirtti. Ancak bu felsefe, insanlık tarafından birikmiş verilerin toplanması ve yazılmamış daha kapsamlı felsefe tarihleri üzerinden ortaya çıkartılan teorilerden beslenir. Yapay zeka tarafından ortaya konan felsefi önerilerin başlangıç noktası ise insanın talepleriyle şekillenir; felsefe, insanın anlamlandırma ihtiyacının bir ürünü olarak kendi özgünlüğünü korur.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Yazar Profili

Kullanıcıya ait herhangi bir sosyal medya veya iletişim bilgisi bulunmamaktadır.

78851 Yazı

Bir Yorum Yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Benzer Yazılar