Divertikülit ve Divertiküloz: Belirtiler, Tedavi Yaklaşımları ve Cerrahi Seçenekler
Divertikül yoğuşmaları, kalın bağırsakta iç basıncın artışıyla oluşan keseciklerdir ve kesin nedeni net olmamakla birlikte bu mekanizmanın en önemli tetikleyici faktörlerden biri olduğu düşünülür. Genelde belirti vermeden duran bu kesecikler; bazen karında kramp benzeri ağrılar, şişkinlik ve gaz ya da günlük dışkı alışkanlıklarında değişiklikler (kabızlık veya ishal) hissedilebilir. Ancak divertikülit adı verilen iltihaplanma durumunda tablo ağırlaşır; şiddetli karın ağrısı, ateş, titreme, mide bulantısı, kusma ve iştah kaybı gibi belirtiler ortaya çıkabilir.
Şiddetli karın ağrısı ve ateş durumunda vakit kaybetmeden bir sağlık profesyoneline başvurmak hayati öneme sahiptir. Lif açısından fakir beslenme ve hareketsiz yaşam gibi alışkanlıklar, kronik kabızlık ve divertikül oluşumunu tetikleyebilir. İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Osman Anıl Savaş, yaşla birlikte bağırsak duvarlarının zayıflamasının da bu durumun görülme sıklığını artırdığını belirtiyor. Ayrıca genetik faktörler de süreci etkileyen unsurlar arasında sayılıyor.
Divertikülit Tedavisinde Cerrahi Yöntemler Divertiküller çoğunlukla başka nedenlerle yapılan taramalarda tesadüfen saptanır ve tanı için kolonoskopi ile tomografi (BT) kullanılır. Tedavi, hastalığın evresine bağlıdır. Sessiz evrede (divertikülozis) ilaç tedavisi genellikle gereksizdir; yaşam tarzı değişiklikleri (yüksek lifli diyet, yeterli su tüketimi) yeterli olabilir. Hafif ataklarda dinlenme, sıvı ağırlıklı beslenme ve doktorun uygun gördüğü antibiyotikler tercih edilir. Şiddetli ataklarda hastanede tedavi, damar yoluyla antibiyotik uygulanması ve bağırsakların dinlendirilmesi gerekebilir. Nadir durumlarda bağırsak delinmesi, tekrarlayan ataklar veya sık kanama gibi komplikasyonlar gelişirse cerrahi düşünülür.
Cerrahi müdahalede hastalıklı bağırsak bölümü çıkarılır ve kalan sağlıklı uçlar karşı uçlarına dikilir. Hangi cerrahi yöntemin uygulanacağı, hastanın durumuna göre değişir. Mümkün olan her durumda kapalı yöntemler tercih edilir; bu 3-4 küçük kesiyle yapılan laparoskopik cerrahi, daha az ağrı, daha küçük bir ameliyat izi ve daha kısa hastanede kalış süresi sağlar.
Osman Anıl Savaş cerrahi süreçte hastaların en çok endişe duyduğu konunun, bağırsak tamamen karın duvarına ağızlaştırılarak dışarıya alınması (stoma) olduğunu ifade eder. Ancak laparoskopik yaklaşımlarda çoğu durumda stoma gerekmemektedir; hasarlı kısım çıkarılıp sağlıklı uçlar birleştirilir. Acil durumda karın içinin iltihaplı olması halinde, dikişlerin tutmama riski nedeniyle geçici olarak bağırsak karın cildine ağızlaştırılabilir ve güvenlik amaçlı bu adım uygulanabilir. Enfeksiyon temizlendikten sonra yaklaşık 3-6 ay içinde ikinci küçük bir operasyonla bağırsak içeriği yeniden içeri alınır ve stoma kaldırılır.