İyiliğin Gücüyle Akran Zorbalığına Karşı Önleyici Adımlar: Türkiye İçin Stratejik Bir Çerçeve
Dünya Akran Zorbalığıyla Mücadele Haftası kapsamında, çocuk gelişimi alanında çalışan Prof. Dr. Nurper Ülküer çocuğa karşı şiddet ve akran zorbalığının etkileşimli doğasını ele aldı ve bu yılki temaya dikkat çekti: Iyiliğin Gücü. Şiddetin her formunun yaygınlığını sürdürdüğü gerçeği üzerinde duran konuşmacı, geçtiğimiz yıl Bogota’da gerçekleştirilen küresel toplantının değerlendirmesine atıfla ülkelerin bu alanda aldığı adımları özetledi. Şiddetin önlenmesi, izlenmesi ve farkındalık oluşturulması konusunda somut ilerlemeler kaydedildiğini belirtti ve ihmal, istismar ve zorbalığın insanlık için acil çözüm gerektiren sorunlar olduğunu vurguladı.
Çocuklar arası şiddetin yalnızca fiziksel bir temas olmadığını vurgulayan Ülküer, zorbalığın niyet, süreklilik ve güç dengesizliği gibi üç ana unsurla tanımlandığını ifade etti. Zorbalığa maruz kalan her yedi çocuktan birinin Türkiye’de akran zorbalığına çoklu kez maruz kaldığını gösteren 2024 UNICEF raporuna dikkat çekti. TÜİK’in aynı döneme ait verileri ise 6-17 yaş aralığındaki çocukların birden fazla kez zorbalığa uğradığını ortaya koyuyor. Bu durum, okula devamsızlık, düşen akademik başarı ve uzun vadeli travmalara zemin hazırlıyor.
Güçlü ebeveyn-çocuk iletişiminin, zorbalığın önlenmesinde kritik bir rol oynadığını belirten Ülküer, ebeveynlerin bilinçli iletişim becerilerini geliştirmelerinin erken fark edilme ve müdahale süreçlerinde hayati öneme sahip olduğunu söyledi. Zorbalığa karşı mücadelede ebeveynlerin nasıl destek verebileceğine ilişkin pratik öneriler de paylaşıldı: çocukla sakin ve yargılayıcı olmayan bir sohbet için zaman ayırmak, açık uçlu sorularla duyguları ifade etmesini teşvik etmek ve zorbalığa uğrayan çocuğa bunun kendi suçu olmadığını hatırlatmak. Ayrıca tanık olan çocuklara iyiliğin önemini anlatmak, yetişkinlere haber vermelerini teşvik etmek ve süreci okul ile iş birliği içinde yürütmek gerektiği vurgulandı.
Okul düzeyinde ise her okulda bir zorbalık önleme sorumlusu bulunması, öğretmenlerin akran zorbalığıyla mücadeleye yönelik eğitimlerden geçirilmeleri ve olayların kaydedilerek ilgili mercilere iletilmesi gerektiği belirtildi. Zorbalıkla mücadelede geçmişteki mağduriyetlerin tetikleyici bir rol oynadığına işaret edilerek, zorbalık yapan çocuklara da psikolojik destek sağlanması gerektiği ifade edildi. Bu kapsamda, şiddetin dağağa dönüştüğü bu döngüyü kırmanın anahtarı olarak, mağdur ve fail için ayrı destek mekanizmalarının önemine dikkat çekildi.
Çözüm önerileri arasında, politika odaklı araştırmaların derinleştirilmesi, mevcut önleme programlarının bilimsel olarak gözden geçirilmesi, ulusal strateji ve bütçenin 2030 hedefleriyle uyumlu hale getirilmesi ve Akran Zorbalığını Önleme Fonu’nun kurulması yer alıyor. Ayrıca, farkındalık çalışmalarıyla sürdürülebilirliğin sağlanması hedefleniyor. TBMM’de kurulan Akran Zorbalığını Önleme Komisyonu’nun bu çalışmalar için önemli bir lokomotif olması bekleniyor; iyiliğin gücüyle akran zorbalığının önüne geçilmesi için ortak çaba çağrısı yapıldı.