Nomofobi ve Şarj Kaygısının Psikolojik, Fiziksel ve Sosyal Yansıları ile Başa Çıkma Yolları
Bir uzman klinik psikolog Cumali Aydın, nomofobininsin bilgisayar ya da telefonla temasın kopması korkusunu ifade eden ve günümüzde gençler arasında özellikle yoğun görülen bir kaygı tipi olduğuna dikkat çekiyor. Bu durum, telefon olmadan dünyayla iletişim kuramama hissiyle kendini gösterir ve bazı kişilerde sosyal kimlik algısını da etkileyebilir.
Telefonun şarjı azaldığında beyin tehdit algısını güçlendirir; bu da savaş ya da kaç tepkisini tetikleyerek fiziksel belirtilere yol açar. Uzman, kortizol salgısının yükselmesiyle kalp atışında hızlanma, terleme ve titreme gibi belirtilerin ortaya çıkabileceğini belirtiyor. Bazen bu kaygı, kişinin gerçek olmayan bir titreşim veya ses duyduğunu hissettirerek “sanal kalp atışı” olarak adlandırılan bir fenomene zemin hazırlayabiliyor.
Nomofobinin uzun vadede ruh sağlığı üzerinde yıkıcı etkileri olabilir. Aydın, sürekli şarj kaygısı ve telefon kontrolünün kronik strese dönüştüğünü, panik bozukluğu veya genel anksiyete gibi sorunlara yol açabileceğini ifade ediyor. Ayrıca yüz yüze iletişimlerin azalması sosyal izolasyonu ve ilişkilerde bozulmayı tetikleyebilir; gece uyku düzenini bozarak uykusuzluğa yol açabilir. Bu süreçler, yaşam kalitesini, iş veya okul performansını ve genel mutluluğu olumsuz etkiler.
Nomofobiyi yenmek için bilinçli teknoloji kullanımı kritik. Aydın, alışkanlıkları değiştirme konusunda birkaç öneri sunuyor: yemek yerken veya arkadaşlarla vakit geçirirken telefonu bir kenara bırakmak, dijital detoks yapmak; gereksiz bildirimleri kapatmak; evde veya işte telefonun kullanılmaması gereken özel alanlar belirlemek (örneğin yatak odası). Bu adımlar, kişinin telefondan bağımsız var olabildiğini ve şarjın bitmesinin bir felaket olmadığını fark etmesini sağlar. Eğer bu önlemler yeterli olmazsa, bilişsel davranışçı terapi (BDT) gibi yöntemlerle düşünce kalıplarını değiştirmek için bir uzmandan destek almak faydalı olabilir.
Kaynak: Beyaz Haber Ajansı (BYZHA)