Rage Bait’in Psikolojik Etkileri: Öfke Tetikleyici İçeriklerin Bireysel ve Toplumsal Sonuçları
Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, öfkeyi tetikleyen dijital içeriklerin bireysel psikoloji, duygu düzenleme, davranışlar ve toplumsal kutuplaşma üzerinde olumsuz etkilerini paylaşmış durumda. Öfke uyandıran içerikler, daha dürtüsel davranışları tetikleyebiliyor ve bu durum, duygu yönetiminde zorluklara yol açabiliyor. Beyaz, öfkenin diğer duygulara göre daha yüksek bir uyarı düzeyine sahip olduğunu ifade ederek, bir tehlike veya sorun algısı karşısında zihnin “eylem et” yönünde uyarı verdiğini belirtiyor.
Oxford Sözlüğü’nden esinlenilen rage bait teriminin, çevrimiçi etkileşimi artırmak amacıyla öfkeyi kışkırtan, provoke edici veya incitici paylaşımları tanımladığına dikkat çeken Beyaz, bu tür içeriklerin duygu durumunu tetikleyici bir rol oynadığını söylüyor. Bu içerikler, duygusal beyni etkileyerek duygu temelli kararlar almak yerine daha impulsif hareketleri teşvik edebiliyor. Ayrıca öfke içeriklerine maruz kalmanın dikkat sürelerini kısalttığı ve empati üzerinde olumsuz etkiler yaratabildiği ifade ediliyor. Savaş modunun tetiklenmesi, sosyal medya tüketimini artırabilir ve gündelik hayatta empati kurma güçlüğünü yükseltebilir.
Rage bait’e yoğun maruz kalmanın duygu düzenleme becerilerini zayıflattığı konusuna değinen Beyaz, prefrontal korteksin aktivitesinin azalabileceğini ve bunun limbik sistemiyle birlikte duygu düzenleme kasının zayıflamasına yol açabileceğini belirtiyor. Sürekli olarak bir “savaş ya da kaç” modunda kalmanın stres toleransını azaltması, tahammülsüzlüğü artırması ve öfke kontrol güçlüğüne yol açması olasıdır. Ayrıca rage bait’e devamlı maruziyetin kişiyi trajik ya da üzücü durumlara karşı hissizleştirebileceği ifade ediliyor.
Rage bait tüketiminin depresyon riskini artırdığına dair bulgular da dikkat çekiyor. 2023’te yapılan bir meta analize göre, haftada en az iki saat rage bait içerik tüketen bireylerde depresyon belirtilerinin yüzde 37 artabileceği raporlanıyor. Bu etkileşim, stres hormonlarında değişime yol açabilir ve anksiyete, tükenmişlik ile umutsuzluk hissini tetikleyebilir.
Rage bait’in amacı fark edildiğinde etkisi azalır ve çocuk ile ergenler için durum daha ciddi hale geliyor. Beyaz, prefrontal korteks gelişiminin yaklaşık 25 yaşına kadar sürdüğünü hatırlatarak, gençlerde bu içeriklerin daha zararlı olabileceğini vurguluyor. Çocuk ve gençlerde düşük empati, agresyon ve dürtü kontrol güçlüklerinin kökleşme potansiyeli bulunduğunu belirten uzman, çatışma ve saldırganlığın normalleştiği bir dünya algısının oluşabileceğini ifade ediyor. Ayrıca yüksek duygusal uyarana maruziyetin günlük yaşamın akışını sürdürmede zorlanmaya yol açtığına dikkat çekiyor.
Sonuç olarak, öfke veya şok uyandırıcı içeriklerden, iletişimlerden ve hatta kişilerden olabildiğince uzak durmak, bir mesafeyi korumak ve içeriklerin farkındalığına erişmek, bu tür içeriklerin olumsuz etkilerini azaltmanın makul bir yoludur. İçeriklere bu bilişsel filtreyle yaklaşmak, duygusal mesafe kazanmak adına etkili bir strateji olarak önerilebilir.