Sanatın Taşma Biçimi: Mimetiğin İzinde Zeytinburnu’nda Bir Düşünce Programı
Bir süre boyunca Zeytinburnu Kültür Sanat’ta yürütülen bir düşünce programı, sanatın insan bilincinin taşma biçimi olarak nasıl tezahür ettiğini farklı disiplinlerle ilişkilendirir. Uğur Polat’ın sunumları eşliğinde Doç. Dr. Oğuz Haşlakoğlu, mimetik bilinç kavramı etrafında sanatın felsefe, bilim, tasarım ve yapay zekâ ile kurduğu bağı tartışır. Program, “Sanat öğretilebilir mi?” ve “Makine düşünebilir mi?” sorularını merkeze alarak fikir üretir. İlk söyleşi ise “Sanat ve Felsefe” başlığı altında sanatın özüne ve kaynaklarına odaklandı.
Bir Serebral Taşma Olarak Sanat başlığı altında, sanatın farklı alanlarla olan ilişkileri üzerinde durulur. Söyleşi dizisinde Haşlakoğlu, sanatın kökeni ve tarihine değinerek onun üretimden çok taşma biçimi olduğunu öne sürer. 24 Kasım Pazartesi akşamı 19.30’da başlayan ilk oturumda “Sanat ve Felsefe” konuları ele alındı. “Materyalizm ve idealizm, felsefe tarihinin dogmaları.”
Haşlakoğlu, sanatı anlama çabasında indirgemeci dogmalardan kaçınılması gerektiğini vurgular: “Serebral, beyinsel demek; serebral ancak beyinsel bir taşmayı da içerir ve bilinç ile yakından bağlantılıdır. Bu yüzden indirgemeci bir yaklaşımı benimsemiyorum. Bilincin temelde beyinle ilişkili olduğunu düşünmüyorum; ancak bilincin merkezde tutulması gerektiğini de söylemiyorum. Bu nedenle materyalizm ve idealizmi, felsefe tarihinin dogmaları olarak görüp ikisinden birinin iptalini savunamam. Artık başka bir perspektife yönelme zamanı geldi.”
“İnsan bir sınır varlıktır” ifadesi üzerinden de düşüncelerini paylaşır: “Sınırı mimetik olarak ele alırsam, insanı bir araya getiren ve ayrıştıran iki yönün aynı anda işlediğini görürüm. Mimetik bilinç, sanatı aşan bir biçimde insanı tanımlar. İnsan bir sınır varlıktır ve bu sınır, bize yeni bakış açıları kazandırır.” Türkiye ile Yunanistan arasındaki ilişkiyi anımsatan bu düşünceler, kardeşlik ve düşmanlık arasındaki çizginin iç içe geçtiğini hatırlatır. Kaynak: Beyaz Haber Ajansı (BYZHA).