Yeni Yıla Zamansal Baskı ve Ruh Sağlığı: Yılbaşı Hüzünü Anlamak
Yılın bitişiyle gelen yeni başlangıçlar, sokakların ışıkları ve takvim yapraklarının değişmesiyle birlikte bazı kişileri ferahlıkla karşılar. Ancak birçok insanda içsel bir gerginlik, tarif edilemeyen bir huzursuzluk ve bazen hüzün yükselir. Bu durum yıl dönümü depresyonu olarak adlandırılır; çoğu kişi için yeni yıl mutlu olunması gereken bir dönem gibi görünür. “Yeni yıl, yeni umutlar” söylemi, bu dönemde iyi hissetmeyi otomatik olarak bekletir ve eksik hissetmek çoğu kez ayıp olarak algılanır. Ruh sağlığı açısından bakıldığında ise herkesin aynı duyguyu yaşaması beklenmez. Memorial Antalya Hastanesi Psikiyatri Bölümü’nden Uzm. Dr. Fatma Arkaz, kişinin yeni yıl boyunca hissettiklerini anlatırken şu noktaları vurgular: Yeni yıl bazıları için bir muhasebe zamanı iken bazıları için yük olabilir
Takvim değişimleri zihnin sembolik eşikleri olarak görülür; yeni yıl ise bu eşiklerin en güçlüsüdür. Geçmiş yılın yargılanması, tamamlananlar ve ertelenen hedefler zihni meşgul eder. Bu içsel muhasebe bazı kişilerde motive edici olabilirken, bazıları için ağır bir yük haline gelir. “Geçen yıl nerede olmalıydım?” “Bu yaşta hâlâ burada mı?” “Zaman benden hızlı mı geçiyor?” gibi sorular, zor bir yılı geride bırakırken kendini yetersiz hissetme duygusunu derinleştirebilir. Hayat, tek bir takvim yılına sığdırılamayacak kadar karmaşık ve inişli çıkışlıdır.
Mutluluk baskısı göründüğünden daha yorucudur Yeni yıl döneminde insanların karşılaştığı önemli bir zorluk, görünmeyen ama güçlü bir baskının varlığıdır: mutlu olma zorunluluğu. Reklamlar, sosyal çevre ve özellikle sosyal medya, neşeli, üretken ve umut dolu bir ruh haliyle idealize edilmiş bir tablo sunar. Kendini bu tabloya uyarlayamayan kişi suçluluk hisseder. “Herkes mutlu, ben neden böyle hissediyorum?” düşüncesi zihne yerleşebilir. Ancak psikoloji, bastırılan duyguların başka bir yerden geri dönebileceğini hatırlatır.
Sosyal medya: kutlamanın gölgede kalan yüzü Yeni yıl dönemi, karşılaştırma isteğini zirveye taşıtır. Kalabalık sofralar, seyahatler ve büyük hedefler ekrandaki hayatla kendi yaşamını karşılaştırmaya yol açar. Ancak gördüğümüz şey, hayatın tamamı değildir; sosyal medyada paylaşılan anların vitrini sadece bir parçadır. Duygular bu mantıkla her zaman uyumlu hareket etmeyebilir.
Yılbaşı sonrası sessiz kaygı oluşabilir Kutlamalar bittikten sonra “sebepsiz huzursuzluk” diye adlandırılan bir süreç başlayabilir. Günlük sorumluluklar, borçlar ve belirsizlikler, yeni yılın ilk günlerinde yoğun bir kaygı yaşatabilir. Bu çoğu zaman abartı gibi görülse de, zihnin gerçeklikle yeniden temas kurma sürecidir ve oldukça yaygındır.
Bazıları daha fazla risk altında Yalnız yaşayanlar, yakın zamanda kayıp yaşamış olanlar ya da finansal ve mesleki belirsizliklerle başa çıkanlar için bu dönem daha zorlayıcı olabilir. Önceden depresyon veya kaygı bozukluğu yaşamış kişilerde belirtiler yeniden alevlenebilir. Bu nedenle yeni yıl hüznü ya da kaygısı yaşayanlara “takılma” ya da “pozitif ol” demek çoğu zaman zarar verebilir.
Belki de sorun yeni yıl değil, kendimize yüklediklerimizdir Yeni yıl, her şeyin bir gecede değişmesini gerektirmez. Bazen sadece durmak, yorgunluğu fark etmek ve kendimize biraz daha şefkat göstermek yeterlidir. Bu dönemde yaşanan hüzün ve kaygı uzun sürüyor ve günlük yaşamı zorlaştırıyorsa, profesyonel destek almak ruh sağlığının doğal bir parçasıdır. Takvim değişirse değişsin, hayat değişmek zorunda değildir. Yeni yıl, büyük kararlar almak için tek yol değildir; kendini anlamaya ve acele etmeden ilerlemeye dair bir çağrıdır. Çünkü bazen en büyük başlangıç, kendine daha fazla anlayış gösterebilmektir. Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı