Bağımlılık Üzerine Güncel Bakış: Beyin ve Davranış Arasındaki Kalıcı Bağ
Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri uzmanı Dr. Bahruz Shukurov, bağımlılık konusundaki son görüşlerini paylaştı. Bağımlı olunan madde ya da davranış, beyin için temel bir gereksinim haline gelebilir. Bu durum, kişinin bedenen ve ruhen dengeyi bozabilir; yine de madde kullanımı ya da belli davranışları sürdürme eğilimi, zamanla hayatın ana motive kaynağına dönüşebilir. Dr. Shukurov, bağımlı olunan madde veya davranışın, kişinin yaşamında giderek baskın bir dürtü olarak ortaya çıktığını ve haz ya da doyum sağlandığını belirtti.
Bağımlılık bir beyin hastalığıdır ve herkes bağımlı olabilir. Toplumda hâlen yayılan bir yanlış kanı, bağımlılığın irade zayıflığından kaynaklandığı yönündedir. Dr. Shukurov, 1950’lerden itibaren bağımlılığın “toksikomani” olarak adlandırıldığı dönemi hatırlatarak, günümüzde bu görüşün geride kaldığını ifade ediyor. Bağımlılık sürecinde beyin, ödül, motivasyon ve karar verme alanlarında bozulmalar yaşar ve bağımlılık yapan maddeler bu alanları olumsuz yönde etkiler.
Bağımlılığın aile üzerinde yarattığı etkiler de büyüktür. Bir kişinin bağımlılığı yalnızca kendisini değil, ailesini ve yakın çevresini maddi ve manevi olarak sarsabilir. Bu yüzden bağımlılık, erken dönemde ele alınması gereken kronik bir hastalık olarak görülmelidir. Kişinin sorumluluk duygusunu aşırı yüklemek veya tedaviyi ertelemek, problemi daha da derinleşen bir hâle getirebilir.
Uygun tedavi ve destekle kontrol altına alınabilir. Dr. Shukurov, bağımlılığın kronik bir durum benzeri olarak değerlendirilebileceğini ve şeker hastalığına benzer şekilde, doğru diyet, yaşam tarzı ve ilaçla yönetilebileceğini ifade ediyor. Bağımlılıkta da uyaran kontrolü, uygun ilaç tedavisi, ilaç dışı biyolojik yöntemler ve psikoterapi ile olumlu sonuçlar elde edilebiliyor. En etkili sonuçlar, tedavi ekibi, aile ve hasta işbirliği ile yürütülen süreçlerde elde ediliyor.
Kaynak: Beyaz Haber Ajansı (BYZHA)