HER2-pozitif Meme Kanserinde Teranostik Yaklaşımlar: Tb-153/Tb-161 DOTA-Antikor Çiftiyle Preklinik Değerlendirmeler

Default post image
Tepki Ver

Proje yürütücüsü Prof. Dr. Fazilet Zümrüt Müftüler önderliğinde, Ege Üniversitesi Nükleer Bilimler Enstitüsü Nükleer Uygulamalar Anabilim Dalı tarafından yürütülen çalışma, TÜBİTAK 1001 programı kapsamında desteklenmeye uygun bulundu. Amaç ise HER2 pozitif meme kanserinde hedef odaklı tanı ve tedavi stratejileri geliştirmektir.

Uluslararası bir iş birliğini içeren proje, Alabama Üniversitesi Tıp Fakültesi Radyoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Suzanne Lapi’nin katılımıyla, Ege Bölgesi’ndeki çeşitli üniversitelerin akademisyenleriyle ortaklaşa yürütülecek. Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Alçı, bu başarının memnuniyet verici olduğunu belirterek ekibi tebrik etti ve süregelen çalışmalarında başarılar diledi.

Proje başlıca amacı, meme kanseri tanı ve tedavisinde güvenilir hedeflenmiş yaklaşımları güçlendirmek; özellikle HER2 reseptörünün aşırı ekspresyonunun yol açtığı daha agresif tümör davranışını hedefleyen yenilikçi çözümler üretmektir. HER2’ye karşı monoklonal antikor temelli yaklaşımların klinik uygulamalarda yüksek özgüllük sağladığı bilinirken, bireysel yanıt farklılıkları ve sistemik yan etkiler henüz kritik bir sorun olarak kalmaktadır.

Sağlıklı dokuların radyasyondan korunması hedefiyle geliştirilecek olan bu proje, teranostik özelliklere sahip Terbiyum-155 ve Terbiyum-161 radyoizotoplarıyla işaretlenen bir monoklonal antikor şeklinde tasarlanmaktadır. Böylece hem tanı hem de tedavi amacıyla kullanılabilecek yeni bir radyofarmasötik yaklaşım oluşturulması hedefleniyor. Teranostik çift yaklaşımıyla tümör dokusuna özgü görüntüleme yapılabildiği gibi, tedavi etkinliği optimize edilip sağlıklı dokuların radyasyon maruziyeti azaltılacaktır.

Proje süresince gerçekleştirilecek radyoişaretleme ve kalite kontrol çalışmaları, biyolojik etkinliğin in vitro olarak HER2 pozitif ve negatif meme kanseri hücre hatları üzerinde incelenmesini sağlayacaktır. Ardından in vivo aşamada deneysel tümör modellerinde sintigrafik görüntüleme, biyodağılım, internal dozimetri ve tedavi etkisi analizleri planlanmaktadır. Tedavi sonrası tümör yanıtları, yöntemler arası karşılaştırmalı olarak görüntüleme ve histopatolojik bulgularla değerlendirilecektir.

Konuşmalarında Müftüler, bu projenin literatürde önemli bir boşluğu dolduracağını ve meme kanseri tedavisinde daha güvenli, etkili ve kişiselleştirilmiş yaklaşımlara katkı sağlayacağını ifade etti. Elde edilecek sonuçların ulusal ve uluslararası literatüre, ayrıca ülkemizin nükleer tıp ve radyofarmasötik alanındaki bilimsel üretime değerli katkılar sunacağına inanılıyor.

Yazar Profili

Kullanıcıya ait herhangi bir sosyal medya veya iletişim bilgisi bulunmamaktadır.

78851 Yazı

Bir Yorum Yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Benzer Yazılar